|
Gezginler
: " Suriye`de olmak, tarih ile içiçe olmak demektir. Toprağındaki
her zerre maziden bir hikaye anlatır sizlere.." der.
Tarih boyunca birçok
medeniyete beşiklik etmiş efsanelerin anası Suriye..
 Her
taşın altında yatan bir destan ve her rüzgar esintisinde
kulaklarınıza ilişen bir hikaye diyarıdır burası..
Bir tarafta dünyanın
en büyük diplomatik ve kültürel kütüphanesini barındıran Ebla, diğer
tarafta insanlığa ilk alfabeyi takdim eden Ugarit.. Amuriler ( M.Ö.
3000 ), Fenikeliler, Kenaniler, Gassaniler ve Enbatlara ev sahipliği
yapmış bir bölgedir Suriye.
Asıl kimliğini Miladi 636 yılında Ebu Ubeyde
bin Cerrah komutasında İslam ordularının buraya girmesi ile kazanır.
Çin`den
başlayan, Humus, Tedmur ve buradan da Akdeniz sahillerine uzanan
İpek Yolu buradan geçer.
Suriye, burayı mesken
edinen birçok medeniyetten anılar anlatır sizlere.. Burada değişik
ırklardan insan görmek mümkün.. Saraylar, Kiliseler, kocaman
surlarla çevrili kaleler, birbirinden farklı motiflerle süslü
evler..
Kısacası Suriye,
Zaman tünelinde yolculuktur..
Birçok medeniyeti
tanımak, şanlı ordu ve komutanlarla birarada olmak, Peygamber
Efendimizin kudsi Sahabelerine yakın olmak ve torunlarını
kucaklamak, Peygamberlerle yüzyüze gelmek, Hz. Zekeriya, Hz. Yahya,
Hz. Hüseyin, Hz. Halid bin Velid, Selahaddin Eyyubi, Yavuz Sultan
Selim.. gibi büyük şahsiyetlerle hasret gidermek için tek yapmanız
gereken küçük dünyaya, Suriye'ye gelmek..
ŞAM EMEVİ CAMİSİ
Emevi
Camisi mimari özellikleri ,ince süslemeleri ve taşıdığı manevi
değerlerden dolayı dünyanın en seçkin birkaç camisinden biridir.Emevi
Camisi Şam şehrinin sembolü ve en çok ziyaret edilen yeridir.Tarihçi
Stragon " Asyanın batısındaki en meşhur şehir" der.Şam'a nereden
gelirseniz gelin Emevi Camisi karşılar sizi . Çünkü Emevi Camisi ile
Şam birbiri ile özdeşleşmiştir adeta.Emevi Camisine ulaşmak için
meşhur Hamidiye çarşısından geçmenizi tavsiye ederiz.Çünkü uzun bir
giriş kapısı gibidir.Emevi Camisi M.Ö 1. y.y.'a ait harap bir Roma
mabedi ve yanında bulunan Hz. Yahya kilisesinin yerine inşa
edilmiştir.Şam'ın fethinden sonra mabed Hz. Ebu Ubeyde Bin Cerrah'ın
gözetimi altında 635 yılında yani 1370 yıl önce camiye çevrilmiştir.
Daha sonra caminin ihtiyacını karşılayamaması üzerine Emevi Halifesi
Velit Bın Abdulmelik Roma mabedinin yanındaki kiliseyi hristiyanlardan
kendilerini razı ederek almış ve genişletmiştir.Hatta bir rivayete
göre karşılığında büyük bir kilise vermiştir.Yapımı devam eden
asırlar içinde birçok yangına ve tahribata maruz kalan Emevi Camii
çeşitli onarım ve değişiklikler geçirmiş. Buna rağmen mimari
özelliklerini bilhassa mozaiklerdeki ihtişamını koruyabilmiş.
Caminin üç minaresi var bunlardan en meşhur olanı Ak Minaredir. Halk
arasındaki yaygın inanışa göre Hz. İsa bu minareye inecek. İçinde Hz.
Hüseyin'in mübarek başının bulunduğu ve Hz. Yahya türbesinin mevcut
olduğu bu cami ziyaretçilerini bekliyor.
HZ. ZEYNEP CAMİSİ
 Kerbela'yı
müşahede etmiş, kardeşi Hz. Hüseyin'in şehid edilişini görmüş ve
kesilen başını büyük sabırla elleri ile Şam'a kadar taşımış büyük
şahsiyet. Peygamber Efendimizin torunu , Hz. Ali'nin kızı, Hz.
Hasan ve Hüseyin'in kızkardeşi Hz. Zeynep. Bu görkemli caminin
içinde yatıyor. Çok cefalar çeken ve yüksek manevi makamlara sahip
olan insanlar üstü bir insan.
MUHYEDDİN-İ
ARABİ HAZRETLERİ
Asıl adı Ebubekir Muhammed bin Ali olan ve
dini ihya ettiği için Muhyiddin ismini alan Şeyh-i Ekber, 1165
yılında İspanya'da doğmuş. Ecdadı Hicaz'dan göç eden ve Arap
kabileleri arasında cömertliğiyle tanınan Tai kabilesinden. Mekke,
Bağdat,Musul'u dolaştıktan sonra Anadolu'ya gelmiş ve Konya'da bir
müddet kalmıştır. Burada halen Konya'da medfun olan Şeyh Sadrettin
Konevi Hazretlerini evlat edinerek yetiştirmiş daha sonra buradan
ayrılarak önce Malatya'ya daha sonra Şam'a yerleşmiştir. Rivayetler,
kendisinin büyük bir alim ve evliya olduğunu anlatır. Söylediklerini
yanlış değerlendiren insanlar kendisini küfürle suçlamışlardır.
Anlatılanlara göre Muhyiddin-i Arabi bir gün vaaz verirken
karşısındakilerine "sizin taptığınız benim ayaklarımın altındadır"
der. Bunun üzerine küfürle itham edilir ve recm edilerek katledilir.
Ayrıca " benim kabrim Sin Şin'e girince bulunacaktır " sözü de
meşhurdur. Asırlar sonra bu kelimelerin sırrı çözülmüş ve Yavuz
Sultan Selim – Sin - Şam'ı – Şin – fethedince kabrini bulmuş ve
üzerine bir türbe inşa etmiştir. Ayrıca Sultan Selim sizin
taptığınız benim ayaklarımın altındadır sırrını, sözü söylediği yeri
kazdırarak ve küpler dolusu altın çıkararak çözmüştür.
HZ.
BİLAL HABEŞİ
– İslamiyetin ilk müezzini –
Peygamber Efendimizin
ilk müezzini. Çölün kavurucu sıcağında çektiği işkencelere rağmen "
Ehad Ehad " sözünü ağzından bir an bile düşürmeyen Allah ve
Peygamber sevdalısı sahabi. İslamiyetle, kölelikten yüksek makamlara
mazhar olan şahsiyet Bilal Habeşi. Efendimizin vefatından sonra
kendisini hatırlatıyor diye ezanı sadece bir iki defa okumuştur.
Firak acısına dayanamayıp Şam'a gitmiş ve burada vefat etmiştir.
- ORTADOĞUNUN KRALİÇESİ -
Zaman
tüneli.. Geçmiş ile günümüzü bir arada yaşatan, insanı güzelliği ile
büyüleyen efsane şehir.. Suriye`nin
kuzey batısında Türkiye sınırına yakın düzlük bir alana kurulan
yeşil şehir... Halep..
Tarihçiler Halep`i, dünyanın en eski
şehirlerinden sayar.. Gezginler buraya "Doğunun Kraliçesi" lakabını
koymaktan kendilerini alamamışlar. Osmalılar döneminde de Halep
İstanbul'dan sonra gelen en gözde şehirlerden biri idi. Havasının
temiz, tabiatının yeşilliklerle dolu olması, halkının
misafirperverliği ayrı bir cazibelik katar buralara.
Halep`te
birden fazla dine mensup insanı, değişik dilleri, ırkları, bunun
yanında da dünyanın dört bir
bucağından gelen tüccarları görmek mümkün.
İnsan
burada ikamet etmekten asla bıkmaz.. Bazı rivayetlerde: Aristo çok
ağır bir hastalığa yakalanır.. Bunun için Büyük İskender'den
Halep'te kalması ve temiz havasından şifa bulması için izin ister ve
burada iyileşinceye kadar kalır hadisesi meşhurdur.. Shacksper bile
meşhur oyunu Makbet'te denizci karısının kestane yerken Halep`e
giden kocasına duyduğu özlemi dile getirir. Ünlü yazar Lemartin
Halep`te Küttab mahallesinde kalmış ve yazılarında bir Halep kızının
nasıl nargile içtiğini anlatmıştır.
Halep'in
özelliklerinden bir tanesi de inşaatlarda kullanılan taşlarıdır.. Bu
taşlar Kayşani ismiyle bilinir ve Halep`e özgüdür.. Halepin önemli
tarihi eserlerinden bir tanesi de şehrin tam ortasında kurulan
Kalesidir. Ayrıca Halep`in taşlarla örülmüş kapalı çarşısı, geniş
alana yayılan hanları ve şehrin 10 giriş kapısı ayrı bir güzellik
katıyor. Günümüzde Halep`de birçok yerli yabancı ziyaretçi görmek
mümkün.. Özellikle yazın burası insanlarla dolup taşan bir festival
görünümü arzeder.
Asıl kimliğini 636 yılında İslam
ordularının Ebu Ubeyde Bin Cerrah komutasında Antakya Kapısından
savaşsız girmesiyle kazanır..
Halep
Osmanlılarla 1516 yılında tanışır.. Bu tanışma Osmanlı'larla
Memluklü'ler arasında meydana gelen Mercidabık Savaşı'ndan sonra
olur.. Artık bu şehir Osmanlılarla 406 yıl gibi uzun bir süreyi
yaşamak üzere hazırlanmaktadır. Yavuz Sultan Selimin savaştan sonra
yaptığı ilk iş Halep Emevi Camisine gitmek, iki rekat şükür namazı
kılmak olmuştur. Caminin imamı burada Yavuz'a "Hami El Haremeyn"
yani iki kutsal yeri koruyan ünvanını koymuş, ancak Sultan hemen
müdahale edip bunu "Hadimül Harameyn" yani iki kutsal yerin
hizmetçisi olarak değiştirmiştir. Osmanlılar bu topraklardan 1.
Dünya Savaşı sonunda çekilmişlerdir (1918 ). Bugün Halep Suriye`nin
ikinci şehri konumundadır.
Mimar
Sinan'ın ilk eseri Hüsrev Paşa Camisini burada görürüsünüz.. Bu cami
1554 yılında yapılmış.. Kubbesinin genişliği ve yüksekliği İstanbul`daki
Ayasofya'yı andırır..
Halep`e
gelip de Emevi Camisini ziyaret etmeden ve Hz. Zekeriya`ya bir
fatiha okumadan, gitmek olur mu.. öyle ise...
Halep bütün bu
güzellikleri ile ziyaretinizi bekliyor.. Sizlerle tarihi yaşamak
üzere..
GEÇİT VERMEYEN KALE
Halep
şehrinin tam ortasında bir tepe üzerine kurulan kale geçmişin en
önemli tanıklarından. İslamiyetten önce Selikus hükümdarı Silakus
Nikatur tarafından inşa edilmiş. Tarih boyunca hiçbir komutanın
savaşla fethedemediği Kale, tabi afetler ve savaşlar nedeni ile
defalarca yıkılmış, Hamdaniler, Atabekler, Eyyubiler ve Memluklüler
tarafından yenilenmiş. Tarih boyunca hiçbir komutana açamadığı
kapılarını bugün ardına kadar ziyaretçilerine açıyor.
HZ. ZEKERİYA CAMİ
Cami,
Emevi Halifesi Süleyman Bin Abdulmelik tarafından inşa edilmiş.
Yapımında civar kalelerden getirilen Halebe özgü taşlar
kullanılmış.. Moğol İmparatoru Timurlenk Halep'i işgal edince
Camiyi harabeye çevirmiş ve içindeki herşeyi yakmıştır. Mogol ordusu
çekildikten sonra yenilenmiş ve eskisinden daha da ihtişamlı
olmuştur. 1516 yılında Halep yakınlarında Osmanlılarla Memluklüler
arasında meydana gelen Mercidabık savaşından sonra Osmanlı Sultanı
Yavuz Selim ilk iş olarak bu camiye gelmiş ve iki rekat şükür namazı
kılmıştır. Caminin hatibi Yavuz Sultan Selim adına hutbe okumuş ve
kendisine iki kutsal yerin hamisi anlamında " Hami El Harameyn "
ünvanını koymuştur. Ancak Yavuz, buna müdahale etmiş ve " Hadimül
Harameyn " yani iki kutsal yerin hizmetçisi olarak değiştirmiştir.
Cami bugün dünyanın
dörtbir tarafından gelen ziyaretçilerini misafir ediyor.
|